|
|
|
|
|
|
LISE 2 ETKIMLIKLER
tüRKİYENİN OVALARI ,PLATOLARI,OLUŞUM ŞEKİLLERİ VE BÖLGELERE GÖRE DAĞILIŞLARI... TÜRKİYE’NİN PLATOLARIPLATO: Akarsularla derince parçalanmış hafif engebeli, çoğunlukla geniş saha kapsayan yüzey şekline plato denir. İÇ ANADOLU :Tuz gölü ve Konya ovası arasında OBRUK Tuz gölünün batısında CİHANBEYLİ Tuz gölünün kuzeybatısında HAYMANA Eskişehir ve Afyon arasında YAZILIKAYA Kızılırmak yayında BOZOK(Kızılırmak) Yukarı Kızılırmak bölümünde Yozgat-Akdağmadeni arsında yükseklikleri 1000-1500 m arasında, tortul tabakalar arasında platolar bulunur. DOĞU ANADOLU: Doğu Anadolu Bölgesinde bazalt lavları üzerinde 1500-2000 m arasında Erzurum-Kars ve Ardahan Platoları vardır. Ayrıca 2000-2500 m aralığında Alahuekber ve Yalnızçam dağları üzerinde platolar bulunur. EGE : İç Batı Anadolu eşiğinde özellikle Uşak dağları üzerindeki platolar. AKDENİZ: Orta Toroslarda Taşeli KARADENİZ: Orta Karadeniz’de Canik-Giresun Dağ. üzerinde ayrıca Fatsa-Şebinkarasihar arasında Perşembe yaylası. G.DOĞU ANADOLU: Gaziantep ve Şanlıurfa platoları. Not: Ülkemizdeki platolar, ya yatay tabakalı yapılar üzerinde ve lavların yayıldığı alanlarda yada aşınma sonucu düzleşmiş değişik araziler üzerinde bulunur. Platolardaki tarımsal faaliyetleri, iklim koşulları ve yükseklik durumu belirler. TÜRKİYE’NİN OVALARI OVA: Vadilerle parçalanmamış çevrelerine göre alçakta olan geniş düzlüklere ova denir. Ülkemizde ovalar iki gruba ayrılır. Kıyılarda delta ovaları ve iç kesimlerdeki ovalar. 1-KIYI OVALARI: Kıyı ovaların oluşmasında akarsuların taşıdığı alüvyonların miktarı, kıyılardaki akıntı ve dalga faaliyetleri ve kıyıların derinliği etkili olmuştur. Bafra Ovası: Kızılırmak oluşturmuştur. Çok verimli bir ovadır. Deltada kıyı gölleri bulunur. En büyüğü Balık gölüdür. Çarşamba Ovası: Yeşilırmak’ın taşıdığı alüvyonlarla oluşmuştur. Sakarya Ovası: Delta ovasında ziyade bir taban seviyesi ovası özelliği taşır. Meriç Deltası: Küçük bir oluk içende oluşmuş olup Meriç nehrinin getirdiği alüvyonlarla meydana gelmiştir. Gediz Ovası: Gediz nehri oluşturmuştur. İzmir Körfezi’nin dolma tehlikesi durumunda nehrin yatağı değiştirilmiştir. Küçük Menderes Ovası: Faylanma sonucu çöken sahalara zamanla alüvyonların dolmasıyla oluşmuştur. Büyük Menderes Ovası: Büyük Menderes ırmağının getirdiği alüvyonla oluşmuştur. Ovada Çamiçi gölü yer almaktadır. Çukurova: Seyhan ve Ceyhan nehri oluşturmuştur. Türkiye’nin en büyük delta ovasıdır. 2-İÇ BÖLGELERDEKİ OVALAR: iç bölgelerdeki ovalarımızın büyük bir bölümü, tektonik çanaklar içinde göl ve akarsu depolarının birikmesi sonucu meydana gelmiştir. İç bölgelerde yer alan ovalar, fay kuşaklarındaki çöküntü sahaları boyunca görülür. Doğu Anadolu Fay Kuşağındaki Ovalar: Muş ovası: karasu ve Murat nehirleri, menderesler çizerek akarlar Bingöl ovası, Murat nehri tarafından oluşturulmuştur. Elazığ ve Uluova: Bu ovalar bir yerleşme ve tarım alanıdır. Antakya-K.Maraş Ovası: Nur Dağı doğusunda bir graben içinde yer alır. Amik ovası: Asi nehrinin oluşturduğu bir çöküntü ovasıdır. Kuzeydoğu Anadolu’da çökme sonucu oluşmuş olukların içerisinde geniş ovalar bulunur. Bunlar: Göle ovası: Daha çok çayır ve bataklıklar yaygındır. Ardahan ovası: Ovayı, Kura nehri sular. Erzurum ovası: Türkiye’nin en yüksek ovalarından biridir (2000m) Pasinler-Horasan Ovası: Aras nehrinin oluşturduğu bir ovadır. Iğdır ovası: Etrafı dağlarla çevrilidir. Yüksekliği azdır. Sebze meyve ve yetiştirilir. Kuzey Anadolu Fay Kuşağındaki Ovaları Bu kuşak üzerinde doğu da Erzincan ile batıda İzmit Körfezi arasında Suşehri, Erbaa, Niksar, Taşova, Ladik Merzifon, Suluova ,Tosya, Kargı, Kurşunlu, Çerkeş, Vezirköprü, Taşköprü, Bolu, Düzce, Adapazarı ve Sapanca olukları bulun ur. İç Anadolu ovaları: İç Anadolu’da eski bir göl tabanı durumunda bulunan ve Türkiye’nin en büyük ovası olan Konya Ovası önemli yer kaplar. Akşehir-Eber Ovası: Kuzeyde Emirdağları ile güneyde Sultan Dağları arasında bitişik halde bulunur. Bu ovalar üzerinde aynı zamanda göllerde bulunur. Ayrıca, Kayseri ve Develi ovaları ,Aksaray ovası, Ankara’da Akıncı ovası ve Çubuk ovası ve Eskişehir ovası bulunur. Güney Doğu Anadolu Ovaları: Türkiye’nin en büyük ovalarından biri olan ve Urfa’nın Suriye sınırında Altınbaşak, (Ceylanpınar) ovası bulunur. Ayrıca burada G.A.P kapsamında bulunan ovalar (Suruç, B. Antep, Klis) geniş yer kaplar. Batı Anadolu Ovaları: Denizden başlayarak 200m yüksekliği kadar ulaşan ve kuzeyden güneye sıralanan Bakırçay, Gediz, K. ve B. Menderes ovaları bulunur. Ayrıca iç kısımlarda Bornova, Simav, Sandıklı, Afyon, Bursa,İnegöl,Karacabey,ve Balıkesir, ovaları yer alır. OVALARIN ÖNEMİ : 1-Ovalar tarım ürünlerinin yetiştirildiği çok sayıda yerleşmelerin bulunduğu ve ulaşımın kolaylıkla sağlandığı sahalardır. 2-Ovalarımız önemli tarım sahalarıdır. 3-Ovalarımız önemli kentlerin kurulduğu sahalardır. 4-Ulaşım kolaylığı ve ucuz maliyetle konut ve sanayi tesisi inşaatı ovaları cazip hale getirmektedir. |
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
|
|
LISE 2 ETKIMLIKLER
TÜRKİYE’NİN YERALTI SULARI VE KAYNAKLARIYeraltı Suları: Yeryüzünden sızan sular, yeraltında geçirimsiz bir tabakanın içerisindeki kayaların boşluk ve çatlaklarında tutulur. Bu suya yer altı suyudenir. Ülkemiz yer altı bakımından oldukça zengindir. Ör: Marmara’da Adapazarı, Yenişehir, Balıkesir ovaları, Doğu Anadolu’da; Muş, Erzurum, Malatya ovaları. Yer altı suyu bilhassa yarı kurak sahalarımızda tarımsal açıdan çok önemlidir. Ör: Konya-Karapınar, Polatlı-Sivrihisar. Bazı kentlerimizin içme suyunun bir bölümü yer altı suyundan sağlanır. Ör: Bursa, İzmir, Eskişehir, Kütahya, Konya gibi.  Kaynaklar: Yer altı suyunun (çatlaklardan) veya tabaka arasından yüzeye çıkmasıyla kaynaklar oluşur.  BELLİ BAŞLI KAYNAKLARIMIZ Karstik kaynaklar: Kireç taşlarının çatlaklarından ve yer altı kanallarından çıkan kaynaklardır. Karstik kaynakların suları gür olup, bazı akarsuları besler. (Manavgat, Köprü çayı). Bazı kentlerimizin içme ve sulama suyunun bir bölümünü karşılar. Ör: Pınarbaşı ve Kemalpaşa’dan çıkan kaynaklar, İzmir’in suyunu karşılar.  Artezyen kaynaklar: Yer altındaki suların insanlar tarafından sondajla çıkarılmasına denir. Bu tür kaynaklar, Eskişehir, Malatya, Erzurum, İnegöl, Bursa, B. Menderes, Gediz ovalarının kenarlarında Ceylanpınar ve Muş ovalarının çevresinde görülür.  Fay kaynakları:  Fay hatları boyunca çıkan kaynaklarıdır. Bunlar genel olarak Ege ve G. Marmara Bölümünde K. Anadolu fay kuşağı boyunca görülür. Not: Kaynak sularının kalitesini suyun geldiği kayanın kimyasal özelliği belirler. Silis miktarının fazla olduğu sular tatlıdır. Örnek:İzmir Uludağ, Niksar, Tokat suları örnek verilebilir. Kireçli arazilerden çıkan kaynak suları kireçli, Jipsli sahalarınki ise acı olup içme suyu olarak kullanılamaz.  TÜRKİYE’NİN KAPLICALARI VE MADEN SULARI Kaplıca: Sıcak su kaynaklarına kaplıca denir. Kaplıcalar genel olarak kırıklar boyunca yer alır. Bu sular bünyesinde mineral içerirler. Bu yüzden eskiden beri; romatizma, bazı deri ve iç hastalıklarının tedavisinde kullanılır. 1- Güney Marmara Kaplıcaları: Bursa, Balıkesir, Gönen çevresinde çok sayıda kaplıca bulunur. Burada Çekirge, Kaynarca, Yeni, Kükürtlü, Kara Mustafa ve Eski kaplıcalar vardır. Sakarya ilimizde Kuzuluk, Ilıca köy, Kil Hamamı kaplıcaları vardır. Gönen şehrinin bir bölümü kaplıca suları ile ısıtılmaktadır. Ayrıca, Yalova, Oylat, Burhaniye, Susurluk, Balya, Havran’da kaplıcalar bulunur. 2- Batı ve Güney Batı Anadolu Kaplıcaları Denizli, Manisa,Aydın ve Muğla illerinde çok sayıda kaplıca bulunur. Denizli’de Karahayıt ve Pamukkale kaplıcaları, Yenice ve Sarayköy kaplıcaları vardır. İzmir’de; Bolçova ve Şifne, Bergama’da Güzellik kaplıcaları. Manisa’da; Alaşehir, Eskişehir, Kurşunlu, Salihli, Çamur hamamı vardır. Muğla; Köyceğiz gölü yakınında, Sultaniye kaplıcası. Aydın;da Germencik, Çamur ve Ortakçı 3- İç Batı Anadolu ve Maden Suları Afyon; Afyon maden suyu, Gazlıgöl, Gerek, Kaya, Heybeli, Ömerli, Soğuş, Sandıklı. Kütahya; Yoncalı, Ilıca, Murat Dağı, Emet, Dereli, Gediz ve Aksaz, Hamam Boğazı , Simav’da Eynal kaplıcası. Bilecik; Çatlı ve Selçuk içmeleri. Eskişehir; Bolu ve Düzce’de de önemli kaplıcalar vardır. 4- İç Anadolu: Ankara’da; Ayaş, Haymana, Kızılcahamam. Ilgın’da; Ilgın. Polatlı’da; Çiftehan. Aksaray’da, Ziga. Bor’da; Kemerhisar. Kayseri’de; Tekgöz, Bayramhacı, kaplıcaları, Boğazköprü, Saz, Niğde’de; Sakarya maden suyu, kazaklı kaplıcası. Kırşehir’de, Karakurt, Terme, Bulamaclı. Yozgat; Sorgun, Sarıkaya Tokat; Sulusaray Çorum; Figani ve Mecitözü Amasya; Hamamözü, Kahramanlar içmesi Samsun’da; Havza ve Ladik kaplıcaları 5- Güney Anadolu Kaplıcaları Hatay; Reyhanlı. Malatya’da, İspendere ve Balaban. Maraş; Elbistan Diğer kaplıcalar: Erzurum; Ilıca, Dumlu ve Pasinler Ağrı; Diyadin Trabzon; Bengisu, Şebinkarahisar. NOT: Maden suyu ve şifalı su kaynakları bünyelerinde çözünmüş halde çeşitli mineral madde, klor, sülfat ve bir karbonhidrat taşır. | |
|
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
|
|
LISE 2 ETKIMLIKLER
TÜRKİYE’NİN İKLİMİTÜRKİYE İKLİMİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER 1-MATEMATİK KONUM:Türkiye matematik konum açısından kuzeyden gelen soğuk hava kütleleri ile güneyden sıcak hava kütlelerinin etkisinde kalır. Orta Kuşakta yer aldığından, 4 mevsim belirgin olarak yaşanır. 2-ÖZEL KONUM: Ülkemizde çeşitli iklim tiplerinin oluşumunda fiziki coğrafya özelliklerinden kaynaklanana özel konumun etkileri bulunmaktadır. a-Etrafındaki denizlerin etkisi: Türkiye’nin çevresindeki denizlerin sıcaklık ve yağış dağılışında çok önemli etkisi bulunmaktadır. Kıyılarımız iç kesimlere göre daha yağışlı, nemli ve ılık özelliktedir.Bütün denizlerimiz bölgelerimizin ilklimi üzerinde son derece etkilidir. Karadeniz üzerinden gelen nemli hava kıyıda bol yağışa neden olur. Ege denizi, Ege kıyılarında meltem rüzgarlarının oluşmasını sağlamaktadır. Anadolu’yu çevreleyen bu denizler kışın sıcaklığın düşmesini engellemektedir. b-Denize olan uzaklık(Karasallık): Kıyılardan iç kesimlere gidildikçe, nemin azalmasına bağlı olarak aşırı ısınma ve soğuma özellikleri artmaktadır. Böylece yıllık ve günlük sıcaklık farkları artmaktadır. Yaz mevsiminde Anadolu’nun iç kısımları, aynı yükseklikteki kıyı bölgelerimize göre daha fazla ısınmaktadır.Sebebi; nemin olmaması nedeniyle aşırı ısınma.Yazın iç bölgelerimizin fazla ısınması, ormanları ve tarımsal bitkilerin yetişme sınırının dikey yönde yükselmesinde neden olmaktadır. c-Etrafındaki kara kütlelerinin etkisi: Avrupa-Asya kıtası üzerinde soğuk, Afrika ile Arabistan çöllerinde ise sıcak ve kuru hava kütleleri oluşmaktadır. Bu hava kütleleri mevsimlere göre ülkemizi etkilemektedir.kışın Sibirya ve Balkanlardan gelen hava kütleleri, yazın Afrika ve Arabistan’dan gelen hava kütleleri etkili olur. d-Etrafındaki Basınç Maddelerinin etkisi: Yaz durumu: Bu mevsimde ülkemiz Atlas okyanusu üzerindeki Asar Y. Basıncı ile Basra alçak basıncı etkisindedir.genel olarak kuzeybatıdan güneydoğuya hava akımı oluşur. Marmara ve Ege’de sıcaklık biraz düşer. Öte yandan Afrika ve Arabistan’dan gelen sıcak hava nedeniyle aşırı sıcaklıklar oluşur.  Kış Durumu: Bu mevsimde ülkemiz Rusya üzerindeki Sibirya Y. Basıncı ile, İzlanda A. Basıncının etkisine girer. Sibirya üzerinden alan soğuk hava akımları kışların çok soğuk geçmesine neden olmakta iken, İzlanda üzerinden gelen hava akımı kışların daha ılık geçmesine neden olur. Kuzeyden gelen soğuk hava ile güneyden gelen ılık ve nemli hava karşılaşarak cephe yağışlarını oluştururlar. Kısaca ; ülkemiz yazın yüksek basıncın etkisine , kışın ise alçak ve yüksek basınçların sık sık değiştiği farklı hava kütlesinin etkisine girer. 3-YERYÜZÜ ŞEKİLLERİNİN ETKİSİ: a) Yükselti: Türkiye’de sıcaklık, yükseltinin artmasına bağlı olarak batıdan doğuya, kıyıdan iç kesimlere doğru azalır. Kıyılar ılık geçerken, iç kesimlerden don olayı görülür. Yüksek dağlık alanlarda, dağların etekleriyle zirve kısımları arasında sıcaklık farkı oluşur. Yükselti, kar örtüsünün yerde kalma ve don olayının olduğu gün süresi üzerinde etkili olur. Yükselti yağış miktarı üzerinde de etkisini gösterir. b) Dağların uzanışı ve bakı: Dağların uzanış doğrultusu ve bakı yağış ve sıcaklık dağılışında etkili olur. Karadeniz’de kuzey, Akdeniz’de güney yamaçları fazla yağış alır.dağ sıraları hava kütlelerinin ilerlemesini engelleyerek iklimde yerel değişmelere neden olular. Toroslar ve Kuzey Anadolu Dağları nemli havanın İç Anadolu’ya girmesini engeller. Dağ kuşaklarının en önemli etkilerinden biride rüzgar üzerinde olur.Dağlık alanlardan gelen havanın D. Karadeniz de Föhn rüzgarı oluşturması gibi. Dağ uzanışı ve dağlar arasındaki gedikler, rüzgarın yönünü etkiler. c) Bakı ve Eğim Durumu: Güneşten alınan enerji, dağ yamacının baktığı yöne göre değişme gösterir. Ülkemizde yaz ve kış güneye bakan yamaçlar kuzeye göre daha fazla güneş alırlar ve ısınırlar. Böylece güneye bakan yamaçlarda yarı kurak, kuzeye bakan yamaçlarda ise nemli ortam koşulları oluşur. Güneye bakan yamaçlarda, kar örtüsü daha erken kalkar, orman yetişme sınırı daha yüksekten başlar. Bitkiler daha erken olgunlaşır. TÜRKİYE’DE İKLİM ELEMANLARI 1) SICAKLIK: a) Yıllık ortalama sıcaklık dağılışı: Ülkemizde yıllık ortalama sıcaklık 20oC ile 3oC arasında değişir. Yıllık ortalama sıcaklık, yükselti ve karasallığın etkisine bağlı olarak kıyılarımızdan iç kısımlarına doğru ve batıdan doğuya doğru sürekli düşer. Ülkemizin en sıcak kesimleri, Akdeniz kıyı kuşağı ile G.Doğu Anadolu’nun güneyidir. (18oC). 18-14oC arasında olanlar. Akdeniz’in kuzey kesimleri ve kıyı bölgeleridir. İç Anadolu 10-12oC, D. Anadoluise4oC’nin altına düşer. b) Ocak ayındaki ortalama sıcaklık dağılışı: Bu ayda bölgelerimiz arasında farklılıklar görülür. Kıyı bölgelerimiz ile G.D.An. ortalama 0oC’nin altında düşmezken D. An. da, -10oC’nin altına düşer. Ege’de 5o –10oC, Marmara’da 0o-5oC arasında seyreder. Karadeniz kıyılarında, diğer kıyılarımıza göre düşüktür. Kışın ülkemizin kuzeydoğusu ile güney ve güneybatısı arasında 20oC’ye varan farklar vardır. c) Temmuz Ayındaki ortalama sıcaklık dağılışı: Temmuz ayında en yüksek sıcaklıklar G.Doğu Anadolu’da (30-35oC) görülürken, K.Doğu Anadolu’da en düşük sıcaklıklar görülür. (20oC’nin altında) yaz mevsiminde genel olarak ülkemizin her tarafında sıcaklık yüksektir. Yaz aylarında günlük sıcaklık değişmelerinde iç kısımlarda kıyı bölgelerimiz arasında önemli farklar görülür. Kıyı ile iç kesimler arasında 5-10oC’lik fark vardır. d) Türkiye’de don olayı ve önemi: Don olayının olduğu günlerin süresi ve şiddeti bölgelerimize göre önemle değişme gösterir. Yıllık ortalama donlu gün süresi, Doğu An. yükselen platolarında altı ayı bulur. İç Anadolu’da üç ayı geçer. Kıyı bölgelerimizde 10 günü geçmemektedir. Genellikle donlu günler D.An.Kasım ayında başlar. Mart sonunda kadar devam eder. Tüm bölgelerimizde don olayı meydana gelir. EN DÜŞÜK SICAKLIKLAR: K.Doğu An. görülür. Burada bazı yıllarda kışın sıcaklık –40oC’nin altına düşer. İç Anadolu’da –20oC’nin altına iner. Eğe kıyılarında –7,-8oC, Akdeniz kıyılarında –3,-4oC’yi bulur. En düşük sıcaklıkların D.Anadolu’da olmasının sebebi, kar örtüsünün uzun süre yerde kalması ve çukur alanlarda sıcaklık terslemesi meydana gelmesidir. SICAKLIK TERSLEMESİ, Kışın havanın açık ve rüzgarın olmadığı günlerde yüksek yerlerde aşırı derecede soğuyarak ağırlaşan hava kütlesi ,çukur sahalarda yığılması ile meydana gelir. Don olayı, tarımsal ürünlerin türü ve yetişme süresi, yerleşme, konut tipleri, ulaşım ticaret ve inşaat gibi faaliyetler üzerinde etkilidir. Tarım ürünlerinin verimi üzerinde ilk ve son don olayları etkili olmaktadır. 2-TÜRKİYE’DE BASINÇ VE RÜZGARLAR: a) Günlük Rüzgarlar: 1) Kıyılarda oluşanlar: Yaz mevsiminde özellikle Ege ve Akdeniz kıyılarında oluşur. Gündüz deniz, karadan sıcak olduğu için Y.B,Karalar A.B durumdadır. Böylece denizden karaya rüzgar oluşur. Bunlara deniz meltemi, gece ile tersi olur. Karadan denize rüzgar eser. Bunlara kara meltemi denir.deniz meltemlerine Ege’de İmbat denir. 2) İç kesimlerde oluşanlar: Yaz mevsiminde gündüz, soğuk olan vadilerden sıcak olan dağ yamaçlarına doğru rüzgarlar oluşur. Bunlara; vadi meltemi denir. Gece ise tersi olur. Yamaçlardan vadilere doğru rüzgar oluşur, bunlara da dağ meltemi denir. 
DENİZ MELTEMİ KARA MELTEMİ 
VADİ MELTEMİ DAĞ MELTEMİ b) Yerel Rüzgarlar: Yerel rüzgarlar ülkemizin çevresindeki hava kütleri deniz kara basınç farkından dolayı oluşur. Kış durumu: Eylül ayından itibaren Anadolu’nun iç kısımları yüksek basıncın kıyı bölgelerimizde alçak basıncın etkisinde kalır. Kışın soğuk karakterli, yazında serin ve kuru olan, çoğunlukla kuzeydoğudan esen rüzgarlara poyraz denir. Yine kışın soğuk karakterli, olup, Karadeniz ve Marmara’da kuzeybatıdan esen rüzgarlara karayel denir. Daha ılık ve yağışlı dönemlerde Akdeniz Ege ve Marmara’da etkili olan ve güneybatıdan ese ılık rüzgara lodos denir. Yaz durumu: Nisan ayından itibaren, kuzeybatı Avrupa üzerinden, Basra’ya doğru genel bir hava akımı oluşur. Marmara ve Ege’yi etkisene alan bu rüzgarlara Etezyen adı verilir. Torosları aşan etezyen, Föhn rüzgarları oluşturur. Kıyılar iç kesimlere göre yüksek basınç oluşturduğundan, rüzgarlar oluşur. Güneyden esen sıcak ve kavurucu rüzgarlara samyeli denir.  TÜRKİYEDEKİ RÜZGARLAR 3-TÜRKİYE’DE NEMLİLİK VE YAĞIŞ: Oluşanlarına göre yağış tipleri: 1) Yamaç (Oragrafik) Yağışları: Nemli hava kütlesinin bir yamaç boyunca yükselerek soğuması sonucu oluşurlar. Yamaç yağışları çoğunlukla; dağların denize bakan yamaçlarında rüzgarların etkili olduğu yerlerde oluşur. Ülkemizde Karadeniz, Akdeniz bölgelerinde,Ege’de görülür.  2) Konveksiyonel yağışlar: İç kurumlarda ısınan havanın yükselerek soğuması sonucu oluşur. Özellikle ilkbahar başlarında İç Anadolu ve D Anadolu bölgesinde görülür. Bu yağışlara İç Anadolu’da Kırkikindi yağışları denir.  3) Cephe yağışları (Frontal): Sıcak ve soğuk hava kütlelerinin karşılaştığı alanlarda, sıcak havanın soğuk hava üzerine çıkarak soğuması ve yoğunlaşmasıyla oluşan yağışlardır. Türkiye’de en fazla Akdeniz ve G.Doğu Anadolu’da kış mevsiminde görülür.  TÜRKİYE’DE YAĞIŞ ÇEŞİTLERİ VE ÖNEMİ A) Yerde Oluşanlar: 1) Çiy: Genelde ilkbahar ve sonbahar aylarında, havadaki su buharının soğuk bitkiler ve cisimler üzerine temasıyla soğuması ve damlalar halinde yoğunlaşmasıyla oluşur. 2) Kırç: Havanın açık ve soğuk olduğu kış günlerinde, açık yüzeyler fazla soğur havadaki nem toprak , teller ve ağaçlara çarparak buz haline gelir. 3) Kırağı: Havadaki su buharının 0oC’nin altında yoğunlaşarak buz kristalleri haline dönüşmesiyle kırağı oluşur. B) Gökyüzünde Oluşanlar: 1) Yağmur: Havadaki su buharının yoğunlaşarak damlalar halinde yeryüzüne düşmesiyle oluşur. Genelde kıyı bölgelerimizde yağmur fazladır. 2) Kar: Yoğunlaşma 0oC’nin altında buz kristalleri şeklinde olursa kar oluşur. Kar yağışları genellikle Ekim sonunda başlar. 1000m’yi aşan dağlardaki yağışlar kar şeklindedir. KARIN YERDE KAMA SÜRESİ Akdeniz ve Eğe kıyılarında :1-2 gün Marmara ve Karadeniz :10-20 gün İç Anadolu’da: 20-40 gün Doğu Anadolu’da:120 günü geçer. Kar örtüsü, bazı tahılların yetişmesinde olumlu etki yapar. Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde yoğun kar yağışı çığların oluşmasına yol açar. Çığ, ulaşımın aksamasına ve yolların bozulmasına neden olur. 3) Dolu: Yağmur sularının sıcaklığın aniden düşmesi ve donması sonucu dolu meydana gelir. Daha çok iç bölgelerimizde oluşur. TÜRKİYE’DE YAĞIŞIN DAĞILIŞI: Ülkemiz genelin yıllık yağış ortalaması 600mm civarındadır. Yağışın dağılışında kıyı ve iç bölgelerimiz arasında önemli farklar vardır. En az yağışı, Tuz gölü çevresi, Iğdır, Konya ovası, Yusufeli-Tortum gölü arası, Malatya ovası alır. En fazla yağışı ise Karadeniz ve Akdeniz kıyıları alır. Özellikle, Rize çevresi, Batı Karadeniz, Antalya bölümü, Hatay ve Hakkari bölümü.  TÜRKİYE YAĞIŞ HARİTASI KAYNAK:http://www.meteor.gov.tr/2006/arastirma/files/106_kom02.jpg Sonuçlar: 1-En fazla yağışı, ülkemiz kuzey ve güneyinde yer alan dağ kuşakları alır. 2-Yağış kıyıdan iç kısımlara gidildikçe azalır. 3-Yıllık yağış miktarının en az olduğu bölgemiz İç Anadolu’dur. TÜRKİYE’DE SİS ÖNEMİ: SİS: Havadaki su buharının yüzeye yakın yerlerde yoğunlaşmasıyla oluşur. Görüş mesafesinin 1 km’in altında düştüğü günler “sisli günler” ol-kabul edilir. Sisli günler en fazla, İç Anadolu’nun kuzeybatısı ,İstanbul Boğazı ve kuzey kıyılarımızda; en az ise, Ege ve Akdeniz kıyılarında. Oluşumlarına Göre Sisler1-Kara sisi: Kara kütlesinin geceleyin soğuması ve havadaki nemin yoğunlaşmasıyla oluşur. Kışın karla kaplı Anadolu’da sık sık kara sisi oluşur. 2-Kıyı sisleri: Karadan gelen soğuk bir hava kütlesinin deniz yüzeyini kaplamasıyla veya denizden gelen ılık bir havanın soğuk olan, kıyı kesimini kaplamasıyla oluşur. 3-Yamaç sisleri: Yamaçlar boyunca yükselen nemli havanın soğumasıyla meydana gelir. Karadeniz’de dağların kuzeye bakan yamaçlarında sık sık oluşur. Sisli günlerde havada bulunan nem fazladır. Sis hava kirliğini artırır. Aynı zamanda deniz ve kara ulaşımını olumsuz etkiler. TÜRKİYE’DE KURAKLIK VE KURAK BÖLGELER: Kuraklık ; yağış yetersizliği veya su azlığı demektir. Bir yere düşen yağış miktarı buharlaşma ile su kaybını karşılayamadığından kuraklık başlar. Ülkemizde kuraklığın en fazla olduğu yerler,Güney Doğu Anadolu ve İç Anadolu’dur. Yağış miktarlarının yıllara göre değişmesi, kuraklık üzerinde etkilidir. Yağışın azaldığı yıllarda kuraklıkta artar. Kuraklığın en az olduğu yerler, Karadeniz kıyılarıdır. Kuraklığın fazla olması tarımsal üretimi azaltır. Aylık yağış miktarlarında da önemli değişmeler görülür. TÜRKİYE’DE HAVA TAHMİNLERİ Hava tahminlerini Meteoroloji Müdürlüğü yapar. Hava tahminlerine ait değerleri gösteren haritalara sinoptik haritalar denir. Hava tahminleri basınç, sıcaklık,bulutluk durumu ile rüzgarın hızı ve sisliği yön dikkate alınarak, cephelerin özellikleri gidiş yolları belirlenerek yapılır. Sinoptik haritalarda; soğuk cephe İçi Dolu üçgen, sıcaklık cepheler ise yarım daireler şeklinde gösterilir. Havanın bulutlu olduğu günlerde gün içindeki sıcaklık değişmelerinin azalacağı anlaşılır. Bulut aşırı ısınması ve soğumayı önler. Sinoptik haritalarda izobarlar sıkışık ise rüzgarın hızlı, seyrek ise yavaş eşeği anlaşılır. |
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
|
|
LISE 2 ETKIMLIKLER
TÜRKİYE’NİN BİTKİ ÖRTÜSÜ Özellikler:1-Bitkiler hayvanların besin kaynağıdır.2-Bitkiler toprakların aşınmasını ve sellerin oluşumunu sağlar.3- Bitkilerden ilaç yapılır.4-Canlıların beslenmesinde ve kullandığımız bazı mal ve eşyaların üretiminde yer tutar. 5-Bitkiler çeşitli topluluklar halinde bulunur (Orman ,Çalı, ot gibi) 6-Türkiye’de 12.000’den fazla bitki türü bulunur.Bu yüzden dünyada ekvatoral bölgeden sonra oldukça zengin bir ülkedir. 7-Ülkemizde farklı iklim bölgelerine ait, bitkilerde barındırır. ÜLKEMİZDE BİTKİ ÖRTÜSÜNÜN ZENGİN OLMASI ŞU FAKTÖRLERE BAĞLIDIR; İklim etkisi: Karadeniz’de dağların eteklerinde-geniş yapraklı orman görülürken, Karadeniz’de dağların yükseklerinde iğne yapraklı orman görülür. Akdeniz’de kuraklığa dayanıklı bitkiler, iç kesimlerde bozkırlar vardır. Yüzey şekillerinin etkisi: Dağ kuşaklarının kuzey ve güney yamaçlarında ormanlar birbirinden farklıdır. Örnek: K.Anadolu Dağlarının kuzeyinde aşağıda nemli ve ılıman geniş yapraklı, yukarıda ise iğne yapraklı orman görülür. Aynı dağın güneyinde ise kuraklığa dayanıklı fazla güneş ışığı isteyen kurakçıl bitkiler yetişir. Yine yükseltinin artmasına bağlı olarak da, bitki örtüsü farklılık gösterir. Örnek: Toroslarda 1000m’ye kadar, kuraklık isteyen Kızılçam ormanları yetişirken, daha sonra soğuğa dayanıklı sedir ormanları görülür. Toprak ve Ana Materyalin Etkisi: Bitkilerin besin maddesi isteği ve kök gelişim özellikleri farklıdır. Bazı bitkiler kireçli arazileri, bazı bitkiler yumuşak ve kumlu ana materyalleri tercih eder. Tuzlu topraklarda Fıstık çamı, ve sarıçam yetişmez, bunlar kumlu topraklarda yetişir. İnsan etkisi: Ülkemizde medeniyetler eskiden beri geliştiği için, bitki örtüsü çok tahrip edilmiştir. Akdeniz’de kızılçam ormanlarının yerini çalı toplulukları almış, İç ve D.Anadolu ormanlarının yerini bozkırlar almıştır. İklim değişmeleri: 4. Jeolojik zamanda, soğuk ve az yağışlı devirde Avrupa ve Sibirya’da yetişen bitkiler Anadolu’da yayılmıştır. Sıcak ve nemli devirde Akdeniz iklim bölgesinde yetişen bitkiler Anadolu’nun kuzeyine kadar ilerlemiştir. Yurdumuzda geçmişteki iklim şartlarına göre yetişmiş bazı bitkilerde bulunmaktadır. Ülkemizin bu özelliği, daha önceden yetişmiş olan bitkilerin tamamen ortadan kalkmasını engellemiştir. Bu nedenle ülkemizdeki bitkilerin üçte biri kalıntı bitkilere aittir. Dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen bitkilere Endemik bitkiler denmektedir. ORMANLAR: Ormanlar geniş yapraklı,iğne yapraklı, bazen de karışık orman gibi gruplara ayrılır. Bu ormanlar iklim ve toprak şartlarına göre farklı bölgemizde yetişir. 1)KARADENİZ ORMANLARI: Bu bölgede iki farklı orman kuşağı yer almaktadır. Birincisi Karadeniz kıyısı boyunca nemli ve ılıman iklimde yetişen geniş yapraklı orman, ikincisi dağların yükseklerinde nemli ve soğuk iklimde yetişen iğne yapraklı orman görülür. Karadeniz bölgesinde bulunan ormanların en önemli özelliği, ağaç türlerinin fazla olmasıdır. Sebebi iklimin uygunluğudur. D.Karadeniz bölümünde ülkemizdeki bitki türlerinin yarısı görülür. (6 bin çeşit) a-Geniş Yapraklı Orman: Batıda yıldız dağlarından başlayarak doğuda Gürcistan sınırına kadar dağların kuzey yamaçlarında 1000m’ye kadar olan bölümde yer alır. Kışın yapraklarını dökerler. Bu orman kuşağında; kayın, kestane, gürgen, ıhlamur, akçaağaç, karaağaç, meşe, kızılağaç ve dişbudak türleri bulunur.Ormanlardaki ağaç türleri bazen tek, bazen toplu şekilde dağılış gösterir. Yıldız dağlarında meşe, kayın, gürgen yaygındır. Batı ve orta Karadeniz kuşağında, kestane, kayın ve gürgen yaygındır. Kayın kerestesi özellikle mobilyacılıkta ve kaplamacılıkta kullanılır.Doğu K. bölümünde ise, kızılağaç ormanları hakimdir. Yamaçlarda ıhlamur, kestane ve kayın ormanları bulunur.  Geniş yapraklı Tropikal Ormanlar Bölgedeki kayın ormanlarının altında ağaççık veya çalılarda bulunur. Bu ağaçcıkları, orman gülü, fındık, üvez, kayacık, kızılcık ve şimşir oluşturur. Orman gülü daha çok. Batı ve Doğu Karadeniz bölümlerinde hakimdir. Karadeniz bölgesindeki ormanlarda, nadiren anıt ağaçlarda vardır. Örnek: Batı K.’de Yenicekasabasında kalın gövdeli (Istranca meyvesi) bulunur. Ayrıca Porsuk ve Fındık ağaçları da görülür. Bu ağaçları korumak için Yenice çevresi, tabiatı koruma alanı olarak ilan edilmiştir. İstanbul ve çevresinin odun ihtiyacını Çatalca ve Kocaeli platolarındaki ve yıldız dağlarındaki Demirköy meşe ormanları karşılar. b-Karışık ormanlar: Orta ve Doğu Karadeniz bölümlerinde kuzey yamaçlarda 1000-1500m arasında görülür. Geniş yapraklı ağaçlardan kayın, iğne yapraklılardan köknar ve sarıcam ağaçları bulunur.  c-İğne yapraklı ormanlar: Dağların yüksek kesimlerinde 1000-2000 arasında görülür. İkiye ayrılır. 1)Ordu’nun batısında sarıçam, köknar, ve karaçamlardan oluşanlar. 2)D.Karadeniz’de Ladinlerin hakim olduğu ormanlar.  Ayrıca köknar, sarıcam, saf ladin ormanları, Ardanuç ve Şavşat dolaylarında yaygındır.Yazın doğu Karadeniz fazla sisli ve yağışlı olduğundan bitki örtüsü açısından farklı bir ortam oluşturur. Sisli ortamları seven ağaçlar yaygındır. K.Anadolu dağlarının güney yamaçlarında orman örtüsünün özelliği değişir. Kaçkar, Ilgaz, Bolu ve Köroğlu dağlarının güney yamaçlarında güneşi seven sarıçam ormanları hakimdir. Bolu, Geredearasında ve Kastamonu’da karaçam ormanları yaygındır. Alçak olukların tabanlarında Erbaa, Niksar oluğu, Gökırmak ve Devrez vadilerinin güney alt yamaçları Kızılçam ormanlarıyla kaplıdır. Not: Karadeniz bölgesi bitki örtüsü açısından en önemli özelliklerinden biride ot toplulukları yönünden zengin olmasıdır. 2) BATI ANADOLU ORMANLARI: Batı Anadolu’da yükselti ve bakının etkisine bağlı olarak ekolojik özellikleri farklı üç orman topluluğu görülür. a-Kızılçam ormanları: Kıyı ile 600-800m’ye kadar olan sahada iğne yapraklı ormanlardır.Sıcaklık isteği fazla olup, kuraklığa dayanıklıdır.Kızılçam Akdenizde en iyi yetişen ağaçtır.Ege de kıyıdan 600 800m’ye kadar yetişir.Bu ormanlarımız en fazla Ege de yaygındır. Kızılçam ormanlarının yetiştiği sahalarda makiler yaygındır.Edremit ,Burhaniye –Havran arasında ve güney Marmara kıyılarında geniş zeytinlikler vardır.  b-Karaçam Ormanları: Yazı,serin ve güneşli, kışı karlı olan ortamlarda yetişir.Bu nedenle; yüksek dağlık alanlarda Dursunbey, Demirci,Uşak, ve Kütahya çevresi, Bozdağlar, Aydın ve menteşe dağlarındakaraçam ormanları geniş yer tutar. Kaz dağında da çok geniş sahalar kaplar. (Kozak /Bergama) ve Kaçarlı (Aydın) dolaylarındaki kumlu topraklarda Fıstık çamı ormanları yer alır.  c-Meşe Ormanları: Dağların alt seviyelerinde ve Batı Anadolu platolarında görülür.  d-Kayın ormanları:Marmara Bölgesi’nde Samanlı, Uludağ, Domaniç Kapıdağı ve Kazdağı’nın kuzeye bakan yamaçlarında, ayrıca İç Batı And. Şaphane ve Murat Dağının kuzeye bakan yamaçlarında görülür.Sebebi yazın nemli hava olması.Uludağ’da dikey yönde birden fazla orman kuşağı bulunur. Uludağ’ın kuzeyinde altta maki ve kestane, üstte meşe, kayın, köknar ve karaçam bulunurken güneyde, alttan üste doğru, kızılçam, meşe, karaçam ve sarıçam ormanları görülür.  3- AKDENİZ ORMANLARI a) Akdeniz kıyı kuşağı ormanları: Kıyıdan, Toros Dağlarının 1000 m ’ye kadar olan kısmında, kuraklığa dayanıklı Kızılçam Ormanları yaygındır. Kızılçam, yağışlı yerlerde hızlı büyür; o yüzden ülkemizin en hızlı büyüyen ormanıdır. Reçinesi fazla olduğu için kolay yanar. Bu nedenle orman yangınları kızılçam ormanlarında görülür. Köyceğiz gölü çevresinde, gövdesinden yağ çıkarılan ve kozmetik sanayiinde kullanılan Sığla ağacından oluşan ormanlar bulunur. Bunlar sadece Türkiye’de yetişir. b)Akdeniz Dağ Kuşağı Ormanları: Kızılçam orman kuşağının üzerinde 2000m’ye kadar çıkar. Bu sahada karaçam, sedir ve köknarlardan oluşun iğne yapraklı ormanlar hakim durumdadır. Akdeniz dağ kuşağında sedir ormanları geniş saha kaplar. Bunlar doğuda, Maraş (Ahır Dağ) başlar batıda Denizli’deki Çal dağınakadar uzanır. Kerestesi çok kıymetlidir. Eskiden sedir ağacından tapınaklar, saraylar yapılmıştır. Bu nedenle bu ormanlar çok tahrip edilmiştir. Akdeniz dağ kuşağının diğer bir ormanını Toros köknarı oluşturur. Doğuda Nur Dağları ile Burdur’da (Bucak) arasında bulunur. Bunlar güneş ışığını sevmediğinden kuzey yamaçlarında bulunur. Karaçam ormanları: Toros dağlarının yüksek kesimlerinde yaygın durumdadır. Adana’nın kuzeybatısında, Beyşehir gölü çevresinde ve Teke yarımadasında gür karaçam ormanları görülür.Kerestesi değerli olduğundan mobilya, kapı ve pencere yapımında kullanılır. Meşe ormanları: Beyşehir ve Eğirdir gölleri çevresi ile Nur dağı ve K.Maraş- Pazarcık arasında çok yaygındır. Sadece ülkemizde görülen Kasnak meşesi, Davras dağında yetişir. Toros dağlarındaki sedir ve karacam ormanlarının olmadığı yerlerde Ardıç toplulukları görülür. Ardıç topluluklarına Taşeli Platosu Göller yöresi Teke yarımadası ve Maraş’ta görülür. Nur dağlarının yüksek kısımlarında, İskenderun körfezine ve kuzeye bakan yamaçlarda geniş yapraklı kayın, meşe ve gürgen ormanları görülür. Bu ormanların içinde Karadeniz’e ait, kızılçam, fındık, porsuk, ıhlamur ve akçaağaç bulunur. 4) DOĞU VE İÇ ANADOLU ORMANLARI: Bu bölgelerimizde nispeten kuraklılığa ve soğuğa dayanıklı ağaçlardan oluşan ormanlar yetişir. Bu ormanlar, gür değil, seyrektir. Bu bölgelerdeki belli başlı ormanlar meşe, karaçam, ve ardıçlardan oluşur. İç ve Doğu Anadolu’da meşe ormanları hakimdir. Doğu Anadolu’da: Gür meşe ormanları Tunceli, Pötürge, Bingöl dolaylarında ve G.Doğu Toroslardayaygındır. Bu ormanların büyük bölümü, yakacak odun sağlamak amacıyla kesilmektedir. Bu yüzden meşe ormanları sürekli tahrip edilmektedir. İç Anadolu’da: Dağların 1000-2000m’ler arasında özellikle Torosların kuzey yamaçları ile K. AnadoluDağlarının güney yamaçlarında meşe ormanları görülür. Bu dağların üst yamaçlarında karaçam, eteklere doğru ise karaçam ve meşe’den oluşan karışık orman bulunur. Kuzeyde Akdağ madeni, Erzincan-Refahiye arasındaki dağlarda Sarıçam ormanları yer alır. Güneydoğu Toroslarda; Antep Platosu, Mardin( Mazıdağı) ve Karacadağ dolaylarında meşeormanları yaygındır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi Ormanları: Kilis-Gaziantep arasında kızılcam, yabani fıstıkve bunların aşılanmasıyla yetiştirilen Antepfıstığı yer alır. Kilis dolaylarında Zeytin ,Siirt dağlarındaKızılçam toplulukları vardır. ORMANLARIN FAYDALARI1-Odun ve kereste ihtiyacımızı sağlar. 2-Eğimli yamaçlarda erozyonu önler 3-Her türlü dinlenme ihtiyacımıza cevap verir. 4-Yurt savunmasında, çeşitli yönlerden kolaylık sağlar. 5-Yabani ve özellikle av hayvanlarını barındırır. 6-Yağış sularını yer altına toplar,bunlarında kaynaklar halinde çıkmasını sağlar. 7-Havadaki oksijen ve karbondioksit dengesini sağlar. Not: Ormanlardan sürekli faydalanmak için ormancılığın üç temel ilkesi vardır. a-Ormanların genişletilmesi b-Devamlı korunması c-İşletilmesi Ormanların faydalarını ona başlık altında toplarız. a) DOĞAL DENGEYİ SAĞLAR : Eğimli sahalarda ormanlar toprağı örgü şeklinde sararak toprakların aşınmasını önler. Toprak tabakasına saldığı kökleri ile suyun derinlere sızması için, küçük kanalcıklar oluşturur.Böylece ormanlık sahalara düşen yağışlar toprağa sızar ve oradan yer altı suyuna, derelere ve kaynaklara kavuşur. Ormanların diğer önemli tarafı,doğadaki besin maddelerinin dolaşımını sağlamasıdır. Toprağa düşen dal ve yapraklar; bakteriler tarafından organik maddeye dönüşür.Organik madde, topraktaki bitki besin maddesini artırarak bitki örtüsünün daha iyi gelişmesini sağlar. Diğer taraftan toprağa karışan organik madde toprakta gözenekli bir yapı oluşturur.Bu da yağışların toprağa sızmasını sağlar. b)ORMANLAR DİNLENDİRİCİ ETKİ YAPAR : Orman içi mesire yerleri ve milli park alanları, önemli dinlenme yerleridir. Ülkemizde son yıllarda önemli milli parklar kurulmuştur.Bunlar;Yozgat çamlığı, Kaçkar Adana(soğuksu),Kızılcahamam, Kuş Cenneti, Uludağ,Yedigöller,Dilek yarımadası(Aydın). Spil dağı, Kızıldağ(Yalvaç), Termosos, Köprülü Kanyon, Olimpos, Beydağları, Altınbeşik mağarası (Antalya)Kovada (Isparta), Mercan vadisi, Maçka, Altındere, Hatilla vadisi, Beyşehir,Karagöl, Nemrut Dağı (Adıyaman), Başkomutanlık (Afyon), Honaz Dağı (Denizli) c)ODUN, KERESTE VE BAZI SANAYİ KOLLARINA HAM MADDE SAĞLAR: Ormanlardan yakacak odun ve kereste üretilir.Yılda ortalama 6-8 milyon m3 tomruk elde edilir. Bunlar inşaatta, kağıt üretiminde,ambalaj sanayisinde, maden ocaklarında destek ,PTT ve enerji hatlarında taşınma direği olarak kullanılır. Ayrıca çamdan elde edilen reçine, kimya sanayiinde, boya yapımında kullanılır. Ormanlarımızdan odun ve kereste üretimi orman işletmelerine yapılır.Odunu büyük bir bölümü yakacak olarak evlerin ısıtılmasında kullanılınır.Evlerin ısıtılmasında enerjinin beşte biri odundan sağlanır. Ormanlarımızı., korunan ormanlar ve verimli parklar hariç işletmemiz gereklidir. Ormanlarımız, orman içinde ve orman kenarında yaşayan köylülerimizin önemli gelir kaynağıdır. Köylerimizin üçte ikisi orman içinde ve kenarında kurulmuştur.Nüfusumuzun onda biri ormanlardan yararlanmaktadır.Bu yönü ile de ormanlarımız vatandaşlarımıza iş temin eden doğal kaynaktır. Konu ile ilgili olarak mail adresi bildiren arkadaşlara ormanlarımız ve türkiyenin bitki örtüsü ile ilgili sunum gönderilebilir.... | |
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
|
|
LISE 3 ETKIMLIKLER
LİSE–3 ETKİNLİK ÇALIŞMASI (SÜT ÜRETİMİ) (SAYFA 52) Sütün üretim aşamasındaki serüveni kitabınızdaki kavram haritasında gösterilmiştir. Sütün işlenip fabrikadan çıkışından soframıza gelene kadar dağıtım ve tüketim aşamalarında etkili olan doğal faktörleri ve nasıl etkili olduklarını söyleyiniz. Sütün üretim aşamasından soframıza gelene kadar etkili olan doğal faktörler içerisinde özellikle iklim şartları hayvancılık yapılan bölgeyi o bölgedeki çayır yetişmesini direk etkiler buda üretim miktarı üzerinde etkili olur. Yaz yağışının olduğu alanlarda gür otlaklar yetişeceğinden verim artar maliyet azalır. Aksi takdirde hayvanları hazır yemle beslemek zorunda kalırsınız buda maliyeti arttırır. Olumsuz iklim koşulları ulaşımı olumsuz etkileyerek ulaşım maliyetlerini arttırır. Süt ürünlerinin bozulmaması için soğutmalı kamyonlarla taşınması gerekir bu durum dağıtım maliyetlerini arttırır. İklim şartları insanların tüketim alışkanlıkları üzerinde de etkili olur Yine üretim yapılan bölgedeki yer şekilleri ulaşım üzerinde ve beraberinde dağıtım üzerinde etkili rol oynar.Uygun ulaşım koşulları maliyeti düşürür.Kışın kapanan yollar dağıtımı olumsuz etkiler.Yine dağlık ve engebeli arazi ulaşımda zorluklara oluşturacağı için fabrika yeri olarak seçilmez buda süt ile fabrika arasındaki mesafeyi arttırır beraberinde sütün taşınması sonucu maliyet artar. | |
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
|
|
LISE 3 ETKIMLIKLER
LİSE-3 ETKİNLİK ÇALIŞMALARI (SAYFA 50) Mal ve hizmetlerin sağlanmasıdır. ÜRETİM Mal ve hizmetlerin tüketiciye ulaşmasıdır. DAĞITIM Mal ve hizmetlerin kullanımıdır. TÜKETİM Kitabınızdaki kavram haritasını inceleyerek doğal unsurların üretim, tüketim, dağıtım faaliyetleri üzerine etkisinin nasıl olduğunu değerlendiriniz. Üretim tüketim dağıtım etkinlikleri birçok faktörden etkilenir. Bunlar sanayi tesisi için yer seçimi, su, iklim ve yer şekilleridir. Ham maddenin bozulabilir olduğu yerlerde tesisler genellikle ham madde kaynağına yakındır veya kolay ulaşabilecek bir yerdedir. Örneğin, konserve tesisleri çoğu kez meyve ve sebze yetiştirilen bölgelerde kurulur. Üretim etkisi Bazı ham maddelerin işlenmesi sırasında büyük oranda suya ihtiyaç vardır. Kâğıt ve demir-çelik sanayisi ile termik ve nükleer santraller gibi tesislerde de su büyük önem taşır. (üretime etkisi) Su büyük önem taşır bu noktada suyun varlığı miktarı ya da yokluğu kurulacak tesis üzerinde etki oluşturarak üretim ve beraberinde üretilecek ürünün dağıtım ve tüketimine etkide bulunur. İklim, bazı sanayi kollarının yer seçiminde dolaylı etkiye sahiptir. Ham madde olarak tarımsal ürünlerin kullanıldığı tesisler, iklim koşullarının bu maddeleri etkilemesi nedeniyle dolaylı yoldan etkilenir. Bazı tesisler üzerinde ise doğrudan etkiye sahiptir. Uçak sanayi üzerine etkisi doğrudandır. Gemi tezgâhları da iklimden doğrudan etkilenir. Şiddetli soğuklarda gemi inşa faaliyetlerinin durması, yazın sıcakta demir-çelik aksamının ısınması çalışma koşullarını güçleştirir. (üretime etkisi) İklim koşulları çalışanlar üzerinde de etkilidir. Şiddetli sıcaklar, verimi düşürürken şiddetli soğuklar ısıtma sorunu nedeniyle maliyeti arttırır. Yer şekilleri, ulaşımı etkilediği için dolaylı olarak üretim, dağıtım ve tüketim faaliyetlerini de etkiler. Ham maddenin gerek işleneceği tesise götürülmesi gerekse mamul ürünün tüketiciye sunulabilmesi ulaşımla bağlantılıdır. Kara yolları ve demir yolları güzergâhları yer şekillerinden etkilenir. Enerji hatlarının güzergâhları dikkatli seçilmeli veya bu hatlar yer altına gömülmelidir. Bu da yer şekilleri ve iklimle ilgilidir. Hidroelektrik enerji için uygun yer şekilleri ve su potansiyeli gerekmektedir. Yer şekilleri, iklim ve su kaynakları, bitki örtüsünün gelişmesinde etkili olur. Bitki örtüsü tarımsal hammadde kaynaklarının ortaya çıkması üzerinde etkili olarak üretimi etkiler. İklim şartları dağıtımı da etkiler. Kar yağışları, don olayları gibi iklim olayları dağıtımında aksamasına neden olur. Yer şekilleri ise ulaşımı etkilediği için dolaylı olarak üretim, dağıtım ve tüketim faaliyetlerini etkilemiş olur. Uygun ulaşım koşulları hem üretilen ürünün rahatça mevcut pazarlara taşınmasına sebep olarak maliyeti düşürür tüketimi destekler. Sonuç olarak mevcut sanayi kollarının gerek yer seçimi gerekse üretim miktarı bunun pazarlara taşınması ve tüketilmesinde iklim, su,yer şekilleri doğrudan yada dolaylı etkide bulunur.Dönem dönem üretimi destekleyici özellik gösterebilir dönem dönem şartları zorlaştırabilir…Unutulmamalıdır ki üretim ,dağıtım ve tüketim bozulmaz bir halkadır.Tüketimdeki artış direk üretimi etkiler bu iki etkenin oluşmasında dağıtım koşulları da önemli rol oynar ürettiğinizi dağıtamazsanız tüketim miktarı azalır talep gelmediği içinde üretim düşer. | |
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
|
|
LISE 3 ETKIMLIKLER
SORU-1- Çin'de nasıl bir nüfus politikası uygulanmaktadır? Nüfusu azaltmaya yönelik bir politika izlenmektedir. Katı bir sınırlama ile her ailenin en fazla bir çocuk sahibi olması istenmektedir. SORU–2- Nüfus değişiminde rol oynayan faktörler nelerdir? Doğumlar, Ölümler, Göçler, Sınır değişiklikleri SORU–3- Bir ülkede genç nüfusun artması sizce avantaj mıdır? Açıklayınız. Genç nüfus bir ülke için avantajdır çükü nüfus dinamizm kazanır, ülkenin atılım gücü artar, ülke kaynakları daha iyi değerlendirilir, iş gücü ihtiyacı kolay karşılanır vs. SORU–4- Roma şehrine tarihsel süreç içinde önem kazandıran özellikler nelerdir? İdari ve Dini Fonksiyonudur. Roma, Dünya tarihindeki belirleyici rolünü asırlar boyu sürdürdüğünden olsa gerek "Dünyanın başkenti" unvanına layık görülmüştür. Roma, Katoliklerin dinî merkezi olan Vatikan'ı içine aldığından çift başkent rolüne de sahiptir. SORU-5- Nüfus politikalarının olumlu ve olumsuz yönleri nelerdir? Olumlu: Nüfus politikaları başarılı olursa nüfustan kaynaklanan sorunlar çözülür. Olumsuz; Nüfus artış değeri kontrolden çıkabilir örneğin nüfus artış hızı azaltılırken gereğinden fazla azalabilir. Nüfusun cinsiyet dengesi bozulabilir SORU–6- New York şehrinin dünya çapında öneme sahip olmasında hangi özellikleri etkili olmuştur? ABD'nin ve Dünya’nın önemli şirketlerinin merkezleri, sivil toplum örgütleri, ulusal ve uluslararası etkili medya kuruluşları burada toplanması, ticaret ve sanayinin olduğu kadar eğitim ve kültür faaliyetlerinin de yoğunlaştığı bir yerleşim merkezi olmasıdır. SORU–7- Bir ülkede çalışma çağı dışındaki nüfusun artmasının olumsuz yansımalarını belirleyiniz. - Çalışan nüfusun yükü artar
- Çalışan nüfus azalır.
- Bağımlı nüfus artar
- Sosyal güvenlik sistemi zarar görür
- Devletin vergi gelirleri azalır
- Tasarruflar azalır
- Kişi başına düşen gelir azalır
- Eğitim ve sağlık hizmetleri aksar
- Sosyal sorunlar artar.
- Üretim azalır
- Devletin giderleri artar
- Ülke kalkınmasına daha az kaynak ayrılabilir
- Dengesiz beslenme sorunu ortaya çıkar
- İç ve dış göçler artar
SORU–8- Bir ülkede nüfus artış hızının sürekli azalması hangi olumsuzluklara neden olur? - Nüfus kendini yenileyemez ve soy yok olabilir.
- Ülke nüfusu dinamik yapısını kaybeder buda yatırımlar için olumsuz sonuçlar doğurur.
- Aktif nüfus oranının azalması
- Ülkenin savunma gücünün azalması
- Sosyal güvenlik sisteminde sorunların ortaya çıkması,
SORU–9- Dünyanın en büyük şehirleri nerelerde kurulmuştur? Bunda hangi özellikler etkili olmuştur? - Özellikle Orta Kuşakta kurulmuştur.
- Deniz kıyılarında veya yakınlarında
- Yer şekilleri bakımından yükseltinin ve engebenin az olduğu yerlerde
- Verimli tarım topraklarının ve zengin su kaynaklarının bulunduğu alanlar
- Ulaşım imkânlarının iyi olduğu alanlar
SORU–10- Ölüm oranı, nüfus patlaması, nüfus planlaması, nüfus politikası, aktif nüfus, demografik şişme kavramalarını açıklayınız. Ölüm Oranı: Bir yılda ölenlerin toplam nüfusa oranıdır. (Ölen nüfusX100:Toplam nüfus) Nüfus Patlaması: Nüfusun olağanüstü artması Nüfus Planlaması: Ülkelerin nüfusu artışını kontrol altına almaya yönelik yaptı çalışmaya denir. Nüfus Politikası: Nüfus artış hızını azaltmak ya da arttırmak veya nüfusun niteliklerini arttırmak için devletler tarafından yapılan çalışmaların tümüne nüfus politikası denir. Aktif nüfus: Çalışma çağı yaş sınırları (15-65) içinde olup fiilen çalışan nüfustur. Demografik Şişme: Kentlerin sanayi, ekonomik, kültürel özelliklerini gerçekleştirmeden, aşırı nüfuslanarak büyümesidir. Şanlı Urfa ve Diyarbakır’ın terör nedeniyle göç edenlerce Nüfusunun artması SORU–11- Japonya'da nüfus artışını teşvik eden nüfus politikaları uygulansa da nüfus artışı istenen düzeyde değildir. Bunun nedenlerini açıklayınız. Japonya’nın gelişmiş bir ülke olmasıdır. Gelişmiş ülkelerde doğum oranları ve nüfus artış hızı düşüktür. Doğum oranlarının düşük olmasının nedenleri: Sanayileşme ve kentleşme, kadının çalışma hayatındaki yerini alması, eğitim düzeyinin artması, refah düzeyinin artması,doğum kontrolü ve evliliklerin geç yaşlarda yapılmasıdır. SORU–12- Aşağıdaki piramitte Japonya'nın 1955- 2015(tahminî)yılları arasındaki nüfus değişimi gösterilmiştir. Bu değişimin gerçekleşmesi için Japonya nasıl bir nüfus politikası uygulamış olabilir? - 1955 yılına kadar nüfusu artırıcı politika
- 1955–1980 arası nüfus artış hızını azaltıcı bir politika uygulamıştır.
- 1980–2015 döneminde nüfusu artırıcı politika uygulanmaktadır.
Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun ifadelerle doldurunuz. SORU-1- EKONOMİK ve KÜLTÜREL SORU-2- NÜFUS VE FONKSIYONLARI SORU–3- KÜRESEL SORU–4- LIMAN SORU–5-KAHİRE, İZMİR şehirleri bölgesel çapta etki alanına sahip iken, ROMA, MEKKE gibi şehirlerin etki alanları küresel çaptadır. SORU–6- TİCARET VE SANAYİ SORU–7-EKONOMİK VE KÜLTÜREL Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplandırınız. SORU–1-Aşağıdaki şehirlerden hangisi iktisadi fonksiyonlarına göre şehirler sınıflandırması içinde yer almaz? A)Tarım B)Liman C)ulaşım D)Maden E)Askerî SORU–2-Aşağıdaki şehirlerden hangisinin küresel etkisi en azdır? A)Şam B)Tokyo C)Paris D)Londra E)New York SORU–3-Aşağıdaki şehirlerden hangisi liman fonksiyonu sayesinde küresel bir etkiye sahiptir? A)Marsilya B)Zürih C)Milano D)Moskova E)Mekke SORU–4-Aşağıdaki şehirlerden hangisi liman şehri değildir? A)Amsterdam B)Marsilya C)İstanbul D)İskenderiyeE)Varşova SORU–5-Nüfus özellikleri dikkate alındığında aşağıdaki ülkelerin hangisinin nüfusunu artırıcı politika izlemesi daha uygundur? A)Almanya B)Çin C)Hindistan D)Türkiye E)Endonezya SORU–6-Aşağıdaki şehirlerden hangisi etkileri bakımından küresel bir güce sahiptir? A)Manila B)Mekke C)La Paz D)Lizbon E)Mogadişu SORU–7-Herhangi bir yerleşmenin merkez hâline gelmesi ve etki alanını genişletmesinde aşağıdakilerden hangisinin etkisi en azdır? A)Tarım B)Ulaşım C)Ticaret D)Nüfus E)Endüstri SORU–8-New York'un bir dünya şehri olmasında aşağıdaki fonksiyonel özelliklerinden hangisi daha etkilidir? A)Ulaşım B)Ticaret C)Tarım D)Maden E)Sanayi SORU–9-Nüfus artış hızının fazla olduğu ülkelerde genç nüfusa yapılan yatırımlar artmakta, buna bağlı olarak kalkınma hızı yavaşlamaktadır. Buna göre aşağıdaki ülkelerin hangisinde kalkınma süresinin en uzun olması beklenir? A)Bulgaristan B)Fransa C)Finlandiya D)Afganistan E)Kanada SORU–10-Bir ülkede nüfus artış hızının azalması sonucunda aşağıdakilerden hangisinin meydana gelmesi beklenemez? A)İşsizlik oranının azalması B)İç ve dış göçlerin artması C)Kalkınma hızının artması D)Genç nüfus oranının azalması E)Doğal kaynakların tüketiminin azalması SORU–11-Aşağıdakilerden hangisi nüfus artış hızını azaltan faktörlerden biri değildir? A)Kadınların çalışma hayatına daha fazla girmesi B)Aile planlaması C)Savaşların artması D)Bebek ölüm oranlarının artması E)Sağlık hizmetlerinin yaygınlaşması SORU–12-Nüfus artış hızının düşürülmesi için aşağıdaki önlemlerden hangisi daha etkili ve kalıcıdır? A)Az çocuklu ailelere vergi muafiyeti B)Çok sayıda hastane ve okul yapılması C)Doğum kontrolünün yaygınlaştırılması D)Küçük yaşta evliliklerin teşvik edilmesi E)İç göçlerin teşvik edilmesi SORU–13-Aşağıdaki şehirlerden hangisinin etki alanı farklı bir nedene bağlıdır? A)Marsilya B)Amsterdam C)İstanbul D)RotterdamE)Paris SORU–14-Nüfus artış hızının artması aşağıdaki ülkelerden hangisinde bir sorun oluşturmaz? A)Hindistan B)Fransa C)Pakistan D)Mısır E)Çin |
|
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
|
|
LISE 3 ETKIMLIKLER
LİSE-3 ETKİNLİK ÇALIŞMASI(SAYFA 46)
Etkinlik-1 SORU-1-Aşağıdaki dünya haritası üzerinde verilen şehirleri sembollere uygun olarak işaretleyiniz. New York-Küresel etki gösterir. Londra-Küresel etki gösterir Kudüs-Küresel etki gösterir Amsterdam-Küresel etki gösterir Kütahya-Yerel etki gösterir Yeni Delhi-Bölgesel etki gösterir Milano-Küresel etki gösterir Nairobi-Bölgesel etki gösterir Hong Kong-Küresel etki gösterir SORU-2-İşaretlediğiniz şehirlerin etkilerinin neler olduğunu sınıfta tartışınız. New York dünya finans merkezi özelliği gösterir beraberinde ekonomi ve ticaretin merkezidir ve liman şehri olup dünyanın en kalabalık şehirlerinden biridir. Londra ekonomi ve ticaretin bir diğer merkezidir ve liman şehri olup dünyanın en kalabalık şehirlerinden biridir. Amsterdam, Hollanda’nın başkenti olmasının yanında önemli bir liman şehri ve Ticaretin bir başka küresel merkezidir. Ayrıca siyasi platformda birçok uluslar arası kuruluşun merkezidir. Milano İtalya’nın sanayi ve ticaret başkentidir. Beraberinde kültürel fonksiyonlar ve ekonomik fonksiyonlardan ticaret ön plandadır. Kütahya’da sanayi, tarım ve ticaret gelişmiştir ve etki alanı yereldir. Kudüs 3 din için de kutsal olan bir merkezdir. Nairobi Kenya’nın başkentidir. Yeni Delhi, Hindistan’ın başkentidir. Bölgenin ekonomi ve yerleşme merkezidir. Hong Kong, Asya-Pasifik bölgesindeki önemli finans, ticaret ve ulaşım merkezi konumundadır. Etkinlik-2 SORU-1-Aşağıdaki tabloda Hamburg şehrinin bulunduğu ülke, etki alanı ve etkin Fonksiyonu verilmiştir. Siz de diğer şehirlerin bulunduğu ülkeyi, etki alanını ve fonksiyonunu tespit ediniz (Bazı şehirler birden fazla fonksiyonu ile ön plana çıkabilir). Şehirler | Ülkeler | Etki alanları | Fonksiyon | Yerel | Bölgesel | Küresel | İstanbul | Türkiye | | | X | Ticaret. Sanayi | Londra | İngiltere | | X | | İdari | Roma | İtalya | | | X | İdari, Din | Moskova | Rusya | | X | | İdari | Kudüs | İsrail | | | X | Din, | Hamburg | Almanya | | | X | Liman | Los Angeles | ABD | | | Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
|
|
|
LISE 3 ETKIMLIKLER
LİSE-3 ETKİNLİK ÇALIŞMASI (SAYFA 38) Kitabınızdaki haritadan grafikten ve ön bilgilerinizden yararlanarak aşağıdaki soruları cevaplandırınız. SORU–1-Şehirleşme en hızlı hangi dönemde gerçekleşmiştir? Biraz eskiye gidersek 1848 sanayi sanayi inkılâbı ile başlangıç gösteriyor. Sonrasında ise 1950–1960 dan sonra ağırlık kazanıyor. Haritaya bakıldığında özellikle yeşil noktaların ağırlık kazandığı görülmektedir. Buda bize şehirleşmenin beraberinde nüfus artışını da getirdiğinden 10 milyon üstü şehirlerde artış görülmektedir. Yaklaşık olarak 1990 sonrası 2000 li yıllarda şehirleşme hız kazanmıştır. SORU–2-Şehirlerin hızlı gelişmesinde hangi faktörler etkili olmuştur.” Coğrafi konum özellikleri, ulaşım, sanayi faaliyetlerinin gelişme göstermesi bu süreci hızlandırmıştır. SORU–3- 2030 yılında şehirlerin nüfus gelişimi hakkında neler söyleyebilirsiniz. Şehirleşmeye bağlı sanayi devrimiyle başlayan süreç 1950–1960 lı yıllar sonrasında 2000 li yıllarda gelişimini devam ettirmektedir. Bu süreç 2030 lu yıllarda da mevcut teknolojik ve bilimsel gelişmeler hızlı şehirleşme, şehirlerdeki yaşam standartlarının çekiciliği ile başlayan göç hareketi ve nüfus artışı bu yıllarda da artış göstererek devam edecektir. SORU–4-Haritada nüfusu 10 milyonu aşan şehirlerin ağırlıklı olarak güneydoğu Asya da yoğunluk kazanmasının sebebi nedir. Dünya nüfusunun büyük bir bölümü uygun yasama koşulları taşıyan ılıman iklim kuşağında toplanmıştır. Güney Doğu Asya Muson Asyası: Asya kıtasının güney ve güneydoğusundaki ülkeleri kapsayan bu bölgede, bol yağışlı iklim nedeniyle pirinç ve çay tarımı önem taşır. Dünya’nın en kalabalık ülkeleri olan Çin Halk Cumhuriyeti ve Hindistan bu bölgede bulunmaktadır. ( tarım) Japonya: Sanayileşmenin etkisiyle sık nüfuslanmıştır. Önemli bir Pazar alanı oluşturur. | |
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
|
|
LISE 3 ETKIMLIKLER
LİSE–3 ETKİNLİK ÇALIŞMASI (SÜT ÜRETİMİ) (SAYFA 52) Sütün üretim aşamasındaki serüveni kitabınızdaki kavram haritasında gösterilmiştir. Sütün işlenip fabrikadan çıkışından soframıza gelene kadar dağıtım ve tüketim aşamalarında etkili olan doğal faktörleri ve nasıl etkili olduklarını söyleyiniz. Sütün üretim aşamasından soframıza gelene kadar etkili olan doğal faktörler içerisinde özellikle iklim şartları hayvancılık yapılan bölgeyi o bölgedeki çayır yetişmesini direk etkiler buda üretim miktarı üzerinde etkili olur. Yaz yağışının olduğu alanlarda gür otlaklar yetişeceğinden verim artar maliyet azalır. Aksi takdirde hayvanları hazır yemle beslemek zorunda kalırsınız buda maliyeti arttırır. Olumsuz iklim koşulları ulaşımı olumsuz etkileyerek ulaşım maliyetlerini arttırır. Süt ürünlerinin bozulmaması için soğutmalı kamyonlarla taşınması gerekir bu durum dağıtım maliyetlerini arttırır. İklim şartları insanların tüketim alışkanlıkları üzerinde de etkili olur Yine üretim yapılan bölgedeki yer şekilleri ulaşım üzerinde ve beraberinde dağıtım üzerinde etkili rol oynar.Uygun ulaşım koşulları maliyeti düşürür.Kışın kapanan yollar dağıtımı olumsuz etkiler.Yine dağlık ve engebeli arazi ulaşımda zorluklara oluşturacağı için fabrika yeri olarak seçilmez buda süt ile fabrika arasındaki mesafeyi arttırır beraberinde sütün taşınması sonucu maliyet artar. | |
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
|
|
|
|
|
|
Copyright ©
2oo8-2oo9
blogcu.com uyarlama Şablonmix
|
|
|
| | | | | | | | | | | | |